Osmanlı'nın Arka Bahçesinde Tarih, Doğa ve Yöresel Lezzetler
Göynük'ün binlerce yıllık tarihini, Osmanlı mirasını, Akşemseddin ve Ömer Sıkkînî Hazretlerini, tarihî yapılarını, Çubuk ve Sünnet Göllerini, Cittaslow kimliğini ve yöresel lezzetlerini keşfedin.
Göynük: Osmanlı'nın Arka Bahçesinde Tarih, Doğa ve Yöresel Lezzetler
Bolu'nun tarihî ilçesi Göynük; yalnızca eski evleri, dar sokakları ve yemyeşil doğasıyla değil, Anadolu'nun binlerce yıllık geçmişinden Osmanlı'ya, Cumhuriyet döneminden günümüze uzanan kültürel mirasıyla da özel bir yere sahiptir.
Bugün Cittaslow – Sakin Şehir ağı içerisinde bulunan Göynük; tarih, doğa, inanç turizmi, geleneksel mimari ve yöresel yaşam kültürünün aynı coğrafyada buluştuğu ender Anadolu yerleşimlerinden biridir. Göynük'ün Cittaslow üyeliği uluslararası birliğin güncel Türkiye listesinde de yer almaktadır.
Günübirlik turlarda ya da hafta sonu gezilerinde Göynük'ü gezerken aslında yalnızca güzel bir Anadolu kasabasını değil, farklı medeniyetlerin bıraktığı izleri, Osmanlı'nın kuruluş dönemini, tasavvuf tarihini ve Anadolu'nun üretim kültürünü de görürsünüz.
Binlerce Yıllık Bir Geçmiş: Göynük'ün Tarihi
Göynük'ün tarihini yalnızca Osmanlı dönemiyle başlatmak, ilçenin geçmişinin çok büyük bir bölümünü anlatmadan geçmek olur.
Göynük Belediyesi'nin tarihçe kayıtlarında Anadolu'nun erken yerleşim süreci Proto-Hititlerle birlikte MÖ 5000'lere kadar götürülmektedir. Bölgede özellikle Frig dönemine ilişkin önemli izler bulunmaktadır.
1966 yılında Göynük'ün Soğukçam (Germenos) Köyü civarında Friglere ait yazılı bir belgenin bulunması ve Asar Tepe çevresinin bir Frig yerleşim alanı olarak değerlendirilmesi, Göynük ve çevresinin Osmanlı'dan çok daha eski bir tarihî coğrafyanın parçası olduğunu göstermektedir.
Bölge sonraki dönemlerde Bitinya, Roma ve Bizans dünyasının içerisinde yer almış; Türklerin Anadolu'ya yerleşmesinin ardından Selçuklu ve beylikler dönemini yaşamıştır.
Göynük'teki ilk Osmanlı akınlarının 13. yüzyılın sonlarında başladığı, ilçenin 1323 yılında Osmanlı topraklarına katıldığı Göynük Belediyesi'nin tarihçe kayıtlarında aktarılmaktadır.
Bu nedenle bugün Göynük sokaklarında karşılaşılan tarih, tek bir dönemin değil, Anadolu'nun binlerce yıllık hafızasının bir sonucudur.
Osmanlı'nın Arka Bahçesi Göynük
Göynük Sepeti'nde kullandığımız:
“Osmanlı'nın Arka Bahçesinden Sofranıza”
sözü yalnızca bir tanıtım sloganından ibaret değildir.
Bolu İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, Göynük'ün yüzyıllar boyunca Osmanlı sarayının mutfak ihtiyacını karşılaması nedeniyle “Sarayın Arka Bahçesi” olarak anıldığını belirtmektedir.
Bu bilgi Göynük'ün tarım ve gıda üretimiyle ilişkisinin yeni olmadığını gösteren çok güzel bir ayrıntıdır.
Yüzyıllar önce bu topraklarda yetiştirilen ürünlerin Osmanlı sarayının mutfağına kadar ulaşması ile bugün Göynük'te bahçelerde yetiştirilen meyve ve sebzelerden reçel, marmelat, tarhana, erişte ve daha pek çok yöresel ürün hazırlanması arasında kültürel bir devamlılık görmek mümkündür.
Göynük'ün bereketi yalnız topraklarında değil, nesilden nesile aktarılan üretme ve hazırlama kültüründe yaşamaktadır.
Gazi Süleyman Paşa Camii ve Hamamı
Göynük'ün Osmanlı tarihindeki önemini gösteren en değerli yapılardan ikisi Gazi Süleyman Paşa Camii ve Gazi Süleyman Paşa Hamamıdır.
Kültür ve Turizm Bakanlığı kayıtlarına göre hamam, Orhan Gazi'nin oğlu Gazi Süleyman Paşa tarafından cami ile birlikte 1331-1335 yılları arasında yaptırılmıştır. Hamam erkekler ve kadınlar bölümlerinden oluşan çifte hamam düzeninde, kesme taştan inşa edilmiştir.
Bu tarih oldukça dikkat çekicidir.
Çünkü Göynük'te bugün hâlâ görülebilen ve halen faal olan bu yapıların kökleri Osmanlı Devleti'nin kuruluş dönemine kadar inmektedir.
Dolayısıyla Göynük'te yürürken karşınıza çıkan tarih yalnızca birkaç yüzyıllık değildir; Osmanlı'nın Anadolu'da henüz genç bir devlet olduğu yıllara kadar uzanır.
Akşemseddin Hazretleri ve Göynük
Göynük denildiğinde akla gelen en önemli isimlerden biri kuşkusuz Akşemseddin Hazretleridir.
Fatih Sultan Mehmet'in hocası olan Akşemseddin, hayatının son dönemini Göynük'te geçirmiş ve 1459 yılında burada vefat etmiştir. Türbesi Gazi Süleyman Paşa Camii'nin avlusunda bulunmaktadır. Türbe, Fatih Sultan Mehmet tarafından 1464 yılında yaptırılmıştır.
Akşemseddin yalnızca bir mutasavvıf olarak değil; döneminin ilim dünyasında tıp, biyoloji, astronomi ve matematik gibi alanlarla ilgilenen çok yönlü bir şahsiyet olarak da anılmaktadır.
Bu nedenle Göynük bugün inanç turizmi açısından da Türkiye'nin önemli ziyaret noktalarından biridir.
Tarihî Göynük çarşısından yürüyerek Akşemseddin Türbesi'ne ulaşmak, ardından hemen yakınındaki Gazi Süleyman Paşa Camii ve Hamamı'nı görmek ziyaretçiye birkaç yüz metrelik bir alanda yüzyıllar arasında yolculuk yapma imkânı verir.
Ömer Sıkkînî Hazretleri ve Bayramî-Melâmî Geleneği
Göynük'ün tasavvuf tarihindeki önemi Akşemseddin Hazretleri ile sınırlı değildir.
İlçede bulunan önemli manevi merkezlerden biri de Ömer Sıkkînî Hazretleri Türbesidir.
Kültür ve Turizm Bakanlığı kayıtlarında Bıçakçı Ömer Dede olarak da anılan Ömer Sıkkînî'nin Hacı Bayram-ı Veli'nin müridi olduğu ve Bayramî-Melâmî geleneğinin kurucusu kabul edildiği belirtilmektedir. Akşemseddin ile aynı dönemde yaşamış, vefatının ise 1475 yılında olduğu rivayet edilmiştir.
Göynük böylece aynı dönem içerisinde Anadolu tasavvuf tarihinin iki önemli ismine ev sahipliği yapmış bir merkez olarak karşımıza çıkmaktadır.
Sekizgen planlı, kesme taştan yapılmış Ömer Sıkkînî Türbesi bugün de Göynük'te inanç ve kültür turizminin önemli duraklarından biridir.
Abide-i Zafer: Göynük Zafer Kulesi
Göynük'ün siluetine baktığınızda gözünüz ister istemez ilçeye hâkim tepede yükselen kuleye gider.
Bugün Göynük Zafer Kulesi olarak bilinen yapı, yalnızca ilçenin sembolü değildir; Göynük halkının Millî Mücadele'ye verdiği desteğin de hatırasıdır.
Bolu İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, kulenin 1922 yılında dönemin kaymakamı Hurşit Bey öncülüğünde Sakarya Zaferi'nin anısına yapıldığını belirtmektedir. Daha sonra onarımlar geçiren yapı saat kulesi olarak da kullanılmıştır. 1923 yılındaki açılışına Atatürk de davet edilmiş; seyahatte bulunması nedeniyle açılışa katılamamış, daha sonra bir teşekkür telgrafı göndermiştir.
Kültür Portalı ise yapının Göynük halkının Kurtuluş Savaşı'ndaki desteğini ve kahramanlığını kalıcılaştırmak amacıyla inşa edildiğini aktarmaktadır.
Göynüklülerin Abide-i Zafer olarak da bildiği kule, bugün ilçenin en tanınan simgesidir.
Tarihî evlerin üzerinden yükselen kuleyi gördüğünüz anda nerede olduğunuzu bilirsiniz:
Göynük'tesiniz.
Göynük Hükümet Konağı
Göynük'ün dikkat çeken tarihî yapılarından biri de Göynük Hükümet Konağıdır. Giriş kapısı üzerindeki kitabeye göre yapı, II. Abdülhamid döneminde Kaymakam Kami Efendi tarafından H. 1315–1316 (M. 1897–1898) yıllarında yaptırılmıştır.
Üç katlı kâgir yapı; taş söveli pencereleri, yuvarlak kemerli giriş kapısı, cephedeki taş silmeleri ve geometrik bezemeleriyle dönemin mimari özelliklerini günümüze taşımaktadır. Giriş kapısının üzerinde Talik hatla yazılmış yedi satırlık kitabe bulunması da yapının dikkat çekici ayrıntılarından biridir.
Tarihî Göynük evleri ve Osmanlı dönemi yapılarıyla birlikte değerlendirildiğinde Göynük Hükümet Konağı, ilçenin yalnızca erken Osmanlı döneminden değil, Osmanlı'nın son dönemlerinden de önemli bir mimari mirasa sahip olduğunu gösteren yapılardan biridir.
Yayabaşı Camii – Tahta Minareli Cami
Göynük'ün daha az bilinen fakat geleneksel mimarisi açısından oldukça değerli yapılarından biri de halk arasında Tahta Minareli Cami olarak da bilinen Yayabaşı Camiidir.
Caminin yapım tarihini doğrudan gösteren bir kitabesi bulunmamaktadır. Ancak son cemaat yerindeki bir levhada H. 1332 / M. 1913 tarihi yer almaktadır. Yapının daha eski olduğu, bu tarihin ise son cemaat yerinin sonradan yapılmasıyla ilgili olabileceği düşünülmektedir.
Dikdörtgen planlı caminin en karakteristik özelliklerinden biri çokgen gövdeli ahşap minaresidir. Çatı üzerinden başlayan bu minare, yapıya kendine özgü bir görünüm kazandırmaktadır. Ahşap kasetlere bölünmüş tavanı, ahşap kafesli dikdörtgen pencereleri, alaturka kiremit kaplı kırma çatısı ve ahşap saçaklarıyla Yayabaşı Camii, Göynük'ün geleneksel yapı kültürünün günümüze ulaşan güzel örneklerinden biridir.
Yaşayan Bir Osmanlı Kasabası: Tarihî Göynük Evleri
Göynük'ün güzelliğini yalnızca anıtsal yapılar oluşturmaz.
İlçenin esas karakterini meydana getiren unsurlardan biri de geleneksel Göynük evleri ve tarihî konaklarıdır.
Bolu İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Göynük'ü, Osmanlı mimarisinin karakteristik özelliklerini ve geleneksel yaşam biçimini günümüze taşıyan, dokusu çok az bozulmuş bir Osmanlı kasabası olarak tanımlamaktadır. Yerleşim dokusunun bütünlük göstermesi nedeniyle Göynük aynı zamanda kentsel sit alanı olarak tescil edilmiştir.
Cumbalı evler, ahşap yapılar, avlular, dar sokaklar ve tarihî çarşı bir araya geldiğinde Göynük'te tarih bir müzenin duvarları arasında değil, günlük hayatın içerisinde yaşamaya devam eder.
Müderrisoğlu Konağı, Türksoylar Konağı, Akşemseddinoğlu Konağı ve Caferler Konağı, Bayındırlılar Evi, Safure Hanım Evi, Pembe Köşk gibi yapılar bu mimarinin dikkat çeken örnekleri arasındadır. Gürcüler Konağı ise kültürel eserlerin sergilendiği bir mekân olarak Göynük'ün geçmişini ziyaretçilere taşımaktadır.
Akşemseddin Türbesi, Ömer Sıkkînî Türbesi, Gazi Süleyman Paşa Camii ve Hamamı, Abide-i Zafer, tarihî Göynük evleri, Hükümet Konağı ve Tahta Minareli Yayabaşı Camii… Göynük'te geçmiş yalnızca birkaç anıtsal yapıda değil, sokakların arasında ve günlük hayatın içinde yaşamaya devam ediyor. Çubuk Gölü ve Sünnet Gölü gibi doğal güzellikler de bu tarihî mirasa eşlik edince, Sakin Şehir Göynük ziyaretçisine tarih, doğa, kültür ve yöresel yaşamı bir arada sunuyor.
Sakin Şehir Göynük: Cittaslow
Göynük'ün korunmuş yapısı uluslararası ölçekte de karşılık bulmuştur.
Göynük, Cittaslow International – Uluslararası Sakin Şehirler Birliği içerisinde Türkiye'den yer alan yerleşimler arasındadır. Kültür Portalı üyeliğin 2016 yılında kesinleştiğini, Bolu İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü ise Göynük'ün Ocak 2017'de “Yavaş Şehir – Cittaslow” ilan edildiğini belirtmektedir. Göynük bugün Cittaslow International'ın güncel Türkiye üyeleri arasında listelenmeye devam etmektedir.
Cittaslow anlayışı yalnızca “hayatın yavaş olması” demek değildir.
Yerel kimliğin, geleneksel üretimin, kültürel mirasın, çevrenin ve yaşam kalitesinin korunması fikri bu yaklaşımın merkezindedir.
Bu açıdan bakıldığında Göynük'ün tarihî dokusunu ve geleneksel üretim kültürünü koruması, Sakin Şehir Göynük kimliğiyle son derece uyumludur.
Çubuk Gölü: Göynük'ün Doğal Güzelliklerinden Biri
Göynük yalnızca tarih meraklılarına hitap etmez.
İlçenin çevresi doğa turizmi açısından da oldukça zengindir.
Bunların başında Çubuk Gölü gelir.
Göynük Belediyesi'nin verdiği bilgilere göre ilçe merkezinin yaklaşık 11 kilometre kuzeyinde bulunan ve yaklaşık 15 hektarlık alan kaplayan Çubuk Gölü, bir heyelanın vadiyi kapatması sonucunda doğal olarak oluşmuştur. Göl çevresinde yürüyüş yapılabilir ve buradan Çubuk Yaylası yönüne trekking rotaları değerlendirilebilir.
Yeşil tepelerin arasındaki göl ve çevresindeki kırsal doku, özellikle fotoğraf ve doğa tutkunlarının Göynük gezisine ekleyebileceği önemli duraklardan biridir.
Sünnet Gölü: Ormanın İçinde Bir Başka Göynük
Bir diğer önemli doğal güzellik ise Sünnet Gölüdür.
Göynük'ün yaklaşık 27 kilometre doğusunda, Kurudağ ile Erenler Tepesi arasındaki vadide bulunan Sünnet Gölü de bir heyelan çukurunda oluşmuştur. Belediye kayıtlarına göre deniz seviyesinden yaklaşık 820 metre yükseklikte bulunan göl yaklaşık 18 hektarlık alana sahiptir. Çevresinde yürüyüş ve piknik alanları bulunmaktadır.
Dolayısıyla Göynük'te gezilecek yerler yalnızca ilçe merkezindeki tarihî yapılardan ibaret değildir.
Bir gününüzü Osmanlı eserlerinin arasında, diğerini Çubuk Gölü veya Sünnet Gölü çevresinde doğayla iç içe geçirmek mümkündür. Her mevsim gezilecek, görülecek yerdir Göynük
Göynük'ün Asıl Hazinesi: Yaşayan Kültürü
Bütün bu tarihî yapıların ve doğal güzelliklerin yanında Göynük'ü Göynük yapan başka bir değer daha vardır:
Yaşayan yöresel kültür.
Bahçesinde meyvesini ve sebzesini yetiştiren, mevsiminde ürününü değerlendiren; reçelini, marmelatını, tarhanasını, eriştesini hazırlayan insanların kültürü bugün hâlâ yaşamaktadır.
Aslında Göynük yöresel ürünleri ile Göynük tarihi birbirinden tamamen ayrı konular değildir.
Bir yörenin mutfağı; ikliminin, toprağının, yetiştirdiği ürünlerin, tarihinin ve insanların yüzyıllar boyunca geliştirdiği alışkanlıkların sonucudur.
Bu nedenle Göynük'ün yöresel lezzetlerini tanımak da Göynük'ü tanımanın bir başka yoludur.
Osmanlı'nın Arka Bahçesinden Bugünün Sofralarına
Göynük Sepeti'nin ortaya çıkış düşüncesinin temelinde de tam olarak bu kültür bulunuyor.
Bizim için Göynük yalnızca ürünlerin gönderildiği bir adres değil; yetiştirdiğimiz ürünlerin toprağı, hazırladığımız yiyeceklerin kültürü ve ailelerden kuşaklara aktarılan bilgilerin yaşadığı yerdir.
Bu nedenle Göynük Sepeti'nde benimsediğimiz:
Osmanlı'nın Arka Bahçesinden Sofranıza
sözü bizim için Göynük'ün geçmişi ile bugünü arasında kurulmuş bir bağdır.
Yüzyıllar boyunca Osmanlı sarayının mutfak ihtiyacına katkı sağlayarak “Sarayın Arka Bahçesi” olarak anılan bu coğrafyanın üretim geleneğinin küçük bir parçasını bugün de yaşatmaya çalışıyoruz.
Göynük'ün tarihini, doğasını ve yöresel kültürünü tanıtırken aynı zamanda kendi bahçemizde yetiştirdiklerimizi ve kendi ellerimizle hazırladıklarımızı paylaşmak istiyoruz.
Çünkü bir yöresel ürünün değeri yalnızca kavanozun içindekinden ibaret değildir.
Arkasında bir toprak, mevsim, emek, kültür ve hikâye vardır.
Ve bizim hikâyemizin başladığı yerdir
Göynük.
Göynük Nerede? Göynük'e Nasıl Gidilir?
“Bolu'nun Göynük ilçesine İstanbul, Ankara, Bolu ve çevre illerden karayoluyla ulaşım mümkündür. Aşağıdaki Göynük ulaşım haritasından ilçenin konumunu ve başlıca ulaşım güzergâhlarını inceleyebilirsiniz.”
Göynük Hakkında Daha Fazla Bilgi
Göynük'ün tarihi, kültürü, gezilecek yerleri, yöresel değerleri ve güncel gelişmeleri hakkında daha fazla bilgi için kardeş sitemiz Göynüklüler.com'u ziyaret edebilirsiniz.